Davanın görüldüğü İstanbul 6. İdare Mahkemesi, aileye 1 milyon 66 bin lira tazminat ödenmesine karar vermişti. Mahkeme, yazıları nedeniyle hedef haline gelen Hrant Dink'in yaşama hakkının açık ve yakın bir tehlike içerisinde bulunduğu, kendisinin talebi beklenmeden koruma tedbirlerinin alınması gerektiği, dolayısıyla da idarenin bu noktada ağır hizmet kusurunun bulunduğunu kararlaştırdı.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI İTİRAZ ETTİBunun üzerine İçişleri Bakanlığı, zararın tazmininden idarenin sorumlu olmadığını, saldırıyı gerçekleştiren ve olayda sorumluluğu olan kişilere karşı dava açılması gerektiğini belirterek İdare Mahkemesinin kararını temyiz etmek için Danıştay'a başvurdu. Bakanlık, Hrant Dink'in herhangi bir koruma talebinin bulunmadığını, idarenin herhangi bir zafiyeti bulunmadığını belirtti.

Temyiz talebini görüşen Danıştay, Anayasa'da, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ancak idare aleyhine açılabileceği şeklinde bir kurala yer verildiğini kaydetti. Ayrıca, tazminatı ödeyecek idarenin, Hrant Dink'in öldürülmesinde sorumluluğu saptanan ilgili kişi veya kişilere yasal yollar çerçevesinde rücu etmesinin Anayasa'nın bir gereği olduğu belirtildi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, suikastle ilgili 'kamu görevlileri' davasında, cinayetin FETÖ'nün talimatlarıyla işlendiğine kanaat getirmiş, örgütün emniyetteki en kritik isimlerinden olan eski istihbaratçılar Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer'i ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırmıştı. FETÖ elebaşı Gülen ve Zekeriya Öz'le birlikte 13 firarinin dosyaları da ayrılmıştı.




